Ben küçükken, on bir- on iki yaşlarımda bir şiir defterim vardı. Her gün oraya bir şiir mutlaka yazardım. Günlük tutmayı hiçbir zaman sevemedim ama şiir yazmak benim için o dönemler en güzel kendimi ifade etme yoluydu. Kimseyle paylaşmazdım yazdıklarımı, bana özellerdi. Yine o yıllarda, büyüyünce olmak istediğim şey kesinlikle oyuncu olmaktı. Okuldaki özel günlerde, müsamerelerde, yapılan tiyatro gösterilerinde ben hep başrol olurdum. Müzik dinlemeyi çok severdim, gitar çalmayı öğrenmeye çalıştım ama onu da sevemedim. Dinliyici olarak kaldım o yıllarda. Güzel bir dünyam vardı. Boşanmış ailenin çocuğuydum ama hiç bunun mutsuzluğunu yaşamazdım. Babam yurtdışında çalışıyordu. Annemle yaşıyordum. Ben onun tek dünyasıdım, o da benim. Çalışırdı. Akşam yedide eve gelirdi. O gelene kadar sadece iki görevim vardi: evi toplu tutmak ve ödevlerimi yapmış olmak. Tekdüze ama huzurlu bi hayattı.
Bir kaç sene geçti. 2012 yılında annem evlendi. Doğup büyüdüğüm evden taşındık. Panduflarımı giyip dans ettiğim kaygan zeminli odam artık yoktu. Yeni bir evde, babam olmayan biriyle aynı çatı altındaydım. Mutsuz değildim, daha doğrusu o yıllarda ben öyle sanıyordum. Şimdi o yıllardaki davranışlarımı düşününce aslında içten içe hiç deviyi olmadığımı anlayabiliyorum. Sorunlu bir ergenlik geçiriyordum. Birkaç ay sonra da annem hamile olduğunu söyledi. Okulda derslerim eskisi kadar iyi değildi. Ben altıncı sınıfa giderken her gün deneme çözerdim. Çok önemliydi benim icin liseye giriş sınavı. Ama sekizinci sınıfta olmama rağmen günde birkaç yaprak test ya çözerdim ya çözmezdim. Arkadaşlarımla sıklıkla aram bozuluyordu. Çoğunlukla şiddete meyilim bile oluyordu. Beni ne mutsuz ediyordu? Kötü bir adam mıydı? Hayır. Annem ilgisiz miydi? Hayır. Sindirdiğimi, hiç sorun olmadığını söylesem ve öyle davransam da aslında hiç içime sinmemişti. Artık annemle uyuyamıyordum. Annemin işten gelmesini dört gözle beklemiyordum. Annemin dünyasındaki tek kişi değildim ama o hala benim dünyamdaki tek kişiydi. Alışamadım. Şimdi 9 yıl oldu. Dokuz yıl birlikte yaşadık, iki kardeşim oldu. Ben hiçbir zaman alışamadım. Kendimi o ailenin bir parçası gibi hissedemedim. Çok yakın tarihte, birkaç hafta önce babama taşındım. Şuan çocukluğumda panduflarımı giyip dans ettiğim odamda uyuyorum. Peki buna alışabildim mi? Alışamadım.